08 Mayıs 2009
Toplam Okunma : 715 | Bugünkü Okunma : 0
Site kapamaları ile ilgili bir yazıya blogumda yer verme düşüncesinde değildim aslında. Ama dün ve bugün video paylaşım siteleri ile ilgili iyi ve kötü haberler böyle bir yazı yazma düşüncesine itti beni.
Aslında günlük yaşamımım içerisinde sıklıkla interneti kullanırım fakat pek fazla video paylaşım sitelerine girmem. Aradığım birşey olursa, arar, bulur ve çıkarım. Mesela geçen gün masör bir arkadaşım Ayurveda, Lomilomi ve Shiatsu masajları hakkında öğretici videolar bulabilir miyiz diyince, bir bakalım buluruz dedim ve video.google’a girdim. Buradaki internet üzerinden birçok sitedeki videoya ulaşma özelliği sonrasında aradığım videolara ulaştığımı gösteren bir liste çıktı karşıma, ama bir sorun vardı. Videoların çoğu Youtube üzerinden yayınlanmaktaydı ve ben bu videoları göremiyordum.
Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir dünyada yaşarken bu engelleme neden? Genelde açıklamalar milletimiz, devletimiz ve ülkemizi bugünlere getiren değerli kişilere yönelik hazırlanmış aşağılama amaçlı videoları yayıınlamaları veya siteleri barındırmaları üzerineydi. Tabii ki bu davranışları desteklemiyorum ama özelin genele yayılmasına da anlam veremiyorum. Bu tür siteleri ayrıca ivşa edip millete yaydıkça popülaritesininde arttığı bir gerçek.
Tabii bu tarz şeyleri direkt olarak şu an kapalı olan Youtube, Dailymation, Geocities‘in yaptığını söyleyebilir misiniz? Hayır !!! O zaman neden bu yasaklamalar. Peki Youtube sayesinde bir baba çocuğunu izlediği videolar sayesinde doğurtabiliyorsa, bir yararı var değil mi bu sitelerin..
Neyse ki ktunnel ve vtunnel gibi uygulamalar dışında da “Başbakanımızın bile rahatlıkça girdiği Youtube’a, demek ki girmenin bir yolu var” diyorum ve başlıyorum araştırmaya. Dakikalar geçmiyorki çözüm karşımda. Youtube ve Dailymation için geçerli çözüm aynı aslında. “C:\WINDOWS\system32\drivers\etc” yolunun altında bulunan “hosts” dosyasını ya bir editörle açıp birkaç satır eklemeniz gerekmekte yada bu linkteki hazır “hosts” dosyasını yukarıda yolunu belirttiğim hosts dosyası ile değiştirmeniz yeterli. (Ne olur ne olmaz diye bir yedek almakta fayda var tabii ki.) Sonra bir güzel Realplayer’ın .flv dosyalarını indirme özelliğini kullanarakta bulduğumuz videoları bilgisayarımıza indirelim.
Biraz dolambaçlı olsada, bilgiye ulaşmak güzel.
Yasaklıyanlar utansın ne diyeyim..
08 Mayıs 2009
Toplam Okunma : 385 | Bugünkü Okunma : 1
Türkiye üç tarafı denizle çevrili bir deniz ülkesi fakat ne yazıkki bugüne kadar alınan vergiler yüzünden tüm çabalara rağmen Türk Denizciliği pek fazla ilerleme gösteremedi. Aslında üretim kısmına baktığımızda tersanelerimiz son hız çalışmakta ve dünyada yat üretiminde, ürettikleri yatlarla İtalya ve İngiltere gibi ülkeler arasında önemli bir yere geldiklerini göstermekteler.
Denizcilik tabii ki sadece yatlardan oluşmuyor. Tekneler, gemiler, yelkenliler… Fakat ne yazıkki bu saydığımız deniz taşıtları ülkelemiz deniz sularında karşımıza hep yabancı bayraklı olarak çıkarlar. Bunun sebebi bu taşıtların hepsinin yabancı olması mıdır acaba? Tabii ki değil..Aslında denizle az çok haşır neşir olan herkez bilir, ülkemiz tarafından alınan yüksek vergiler yüzünden birçok deniz aracı sahibi deniz araçlarını Türkiye’de bile yaptırsalar bir şekilde yabancı ülkelerde kayıt ettirir ve düşük vergiler ile ülke karasularında gezelerdi. Ama artık buna gerek kalmayacak.
Devamını okuyun »
04 Mayıs 2009
Toplam Okunma : 1.184 | Bugünkü Okunma : 0
Bildiğiniz gibi artık 1 Mayıs resmi olarak “İşçi Bayramı – Emek ve Dayanışma Günü” olarak resmi tatil kapsamına alındı. Bu yıl Cuma gününe denk gelmesini fırsat bilip ortaokul arkadaşım Ümit ile birlikte cumartesi günü yola çıkmayı planladığımız Sudüşen Şelalesi gezimizi bir gün önceye çekerek Cuma günü sabahı yola çıktık. Pendik’ten 10.45 deniz otobüsü ile 45 dakikalık deniz yolculuğu sonrasında Yalova’ya ulaştık. Yola çıkmadan önceki kısa araştırmalarımız sonrasında Yalova’dan Termal minibüslerine binebileceğimizi ve Üveyizpınar’da minibüsten inerek Sudüşen Şelalesi’ne doğru yürüyebileceğimizi biliyorduk. Fakat biz karnımız acıktığı ve kamp için alışveriş yapmak için Üveyizpınar Köyünden bir önceki köy olan ve birçok ihtiyacımızı daha rahat karşılayabileceğimizi öğrendiğimiz Gökçedere Köyünde minibüsümüzden indik.
Yalova’nın turizm merkezi olan Termal; Romatizma, Sindirim Sistemi, Karaciğer, Safra Kesesi, Böbrek rahatsızlıklarına faydalı kaplıcaları ile ünlüdür. İlçede yedi adet otel bulunmakta ve halkın çoğunluğu geçimini pansiyonculuk ile sağlamaktadır. Gökçedere’de Termal’e bağlı bir köy olup burada pansiyonculuk önemli bir yere sahiptir.
Burada yemek yiyip, market ve manav alışverişimizi yapıp, birkaç km’lik yolu pas geçmek için tekrar minibüse binip Üveyizpınar köyünden indik. Sudüşen Şelalesi’ne ulaşmak için inişli çıkışlı yaklaşık 8 km yol bizi bekliyordu. (Yol üzerinde iniş ve çıkış yükseklikleri denizden 200mt ile 350mt arasında değişmekte.) Yolun tamamı asfalt ve yol üzerinde birkaç tane çeşme bulunmakta. Yol üzerinde, şelaleden 2-3 km önce bir alabalık tesisi var. Eğer araçsız gelmeyi düşünüyorsanız 8 km’lik bu yol Kestane, Ihlamur, Kızılağaç, Kayın, Gürgen ağaçları arasında çok rahat yürünmekte bilesiniz. Şelalenin olduğu sapağa geldiğimizde ne yazık ki şelalenin tabelası düşmüştü. Eğer sizde gittiğinizde tabelayı görmezseniz şelale tam olarak Haydariye köyü yol ayrımının olduğu yerin aşağısında kalmakta. Şelaleye ulaşmak için yol ayrımından 200mt yokuş aşağı yürümeniz gerekmekte. Şelalenin hemen öncesinde ise sizi bir tesis karşılamakta.
Devamını okuyun »
13 Şubat 2009
Toplam Okunma : 1.624 | Bugünkü Okunma : 0
Son iki, üç senedir kazandığım bir alışkanlık benim için kitap okumak. Şu anki yaşımı düşündüğümde gerçekten geç kalmışım ama bu arayı kapatmak için bir duvar değil. Şu anda ayda ortalama 2-3 kitap bitiriyor olsamda bunun yeterli olmadığını biliyorum. Fakat gerek tembellikten, gerek zamansızlıktan, gerekse kendi kendime bahane üretmekten zaman böyle boşu boşuna akıp gidiyor. Sanırım en üzücü olanıda bunun farkında olmak. Genelde okuduğum kitaplar gezi, tarih, roman ve kişisel gelişim kitapları oluyor.
“Ben neden istediğim gibi kitap okuyamıyorum?” diye kendime sorduğumda ilk cevabım “çabuk sıkılıyorum” oluyor. Sonra da “uykum geliyor” tabii ki. Bu böyle olmamalı! Ama ne kadar değiştirmeye çalışsamda kendimi “bu böyle gelir böyle giderden” iki adın öteye gitmiyor, çünkü birince adımda kesiliyorum. Sanırım bu alışkanlığı gerçekten sonradan kazanmak zor oluyor. Boş boşuna atalarımız “Ağaç, yaşken eğilir” dememişler.
Devamını okuyun »