04 Mayıs 2009
Toplam Okunma : 744 | Bugünkü Okunma : 6
Bildiğiniz gibi artık 1 Mayıs resmi olarak “İşçi Bayramı – Emek ve Dayanışma Günü” olarak resmi tatil kapsamına alındı. Bu yıl Cuma gününe denk gelmesini fırsat bilip ortaokul arkadaşım Ümit ile birlikte cumartesi günü yola çıkmayı planladığımız Sudüşen Şelalesi gezimizi bir gün önceye çekerek Cuma günü sabahı yola çıktık. Pendik’ten 10.45 deniz otobüsü ile 45 dakikalık deniz yolculuğu sonrasında Yalova’ya ulaştık. Yola çıkmadan önceki kısa araştırmalarımız sonrasında Yalova’dan Termal minibüslerine binebileceğimizi ve Üveyizpınar’da minibüsten inerek Sudüşen Şelalesi’ne doğru yürüyebileceğimizi biliyorduk. Fakat biz karnımız acıktığı ve kamp için alışveriş yapmak için Üveyizpınar Köyünden bir önceki köy olan ve birçok ihtiyacımızı daha rahat karşılayabileceğimizi öğrendiğimiz Gökçedere Köyünde minibüsümüzden indik.
Yalova’nın turizm merkezi olan Termal; Romatizma, Sindirim Sistemi, Karaciğer, Safra Kesesi, Böbrek rahatsızlıklarına faydalı kaplıcaları ile ünlüdür. İlçede yedi adet otel bulunmakta ve halkın çoğunluğu geçimini pansiyonculuk ile sağlamaktadır. Gökçedere’de Termal’e bağlı bir köy olup burada pansiyonculuk önemli bir yere sahiptir.
Burada yemek yiyip, market ve manav alışverişimizi yapıp, birkaç km’lik yolu pas geçmek için tekrar minibüse binip Üveyizpınar köyünden indik. Sudüşen Şelalesi’ne ulaşmak için inişli çıkışlı yaklaşık 8 km yol bizi bekliyordu. (Yol üzerinde iniş ve çıkış yükseklikleri denizden 200mt ile 350mt arasında değişmekte.) Yolun tamamı asfalt ve yol üzerinde birkaç tane çeşme bulunmakta. Yol üzerinde, şelaleden 2-3 km önce bir alabalık tesisi var. Eğer araçsız gelmeyi düşünüyorsanız 8 km’lik bu yol Kestane, Ihlamur, Kızılağaç, Kayın, Gürgen ağaçları arasında çok rahat yürünmekte bilesiniz. Şelalenin olduğu sapağa geldiğimizde ne yazık ki şelalenin tabelası düşmüştü. Eğer sizde gittiğinizde tabelayı görmezseniz şelale tam olarak Haydariye köyü yol ayrımının olduğu yerin aşağısında kalmakta. Şelaleye ulaşmak için yol ayrımından 200mt yokuş aşağı yürümeniz gerekmekte. Şelalenin hemen öncesinde ise sizi bir tesis karşılamakta.
Devamını okuyun »
13 Şubat 2009
Toplam Okunma : 1.077 | Bugünkü Okunma : 6
Son iki, üç senedir kazandığım bir alışkanlık benim için kitap okumak. Şu anki yaşımı düşündüğümde gerçekten geç kalmışım ama bu arayı kapatmak için bir duvar değil. Şu anda ayda ortalama 2-3 kitap bitiriyor olsamda bunun yeterli olmadığını biliyorum. Fakat gerek tembellikten, gerek zamansızlıktan, gerekse kendi kendime bahane üretmekten zaman böyle boşu boşuna akıp gidiyor. Sanırım en üzücü olanıda bunun farkında olmak. Genelde okuduğum kitaplar gezi, tarih, roman ve kişisel gelişim kitapları oluyor.
“Ben neden istediğim gibi kitap okuyamıyorum?” diye kendime sorduğumda ilk cevabım “çabuk sıkılıyorum” oluyor. Sonra da “uykum geliyor” tabii ki. Bu böyle olmamalı! Ama ne kadar değiştirmeye çalışsamda kendimi “bu böyle gelir böyle giderden” iki adın öteye gitmiyor, çünkü birince adımda kesiliyorum. Sanırım bu alışkanlığı gerçekten sonradan kazanmak zor oluyor. Boş boşuna atalarımız “Ağaç, yaşken eğilir” dememişler.
Devamını okuyun »
04 Şubat 2009
Toplam Okunma : 709 | Bugünkü Okunma : 0
Blogumu takip edenler bilirler. Gezmeyi, yeni yerler, yeni kültürler, yeni insanlar tanımayı pek ister ve severim. Her ne kadar şimdiye kadar bir kere bu söylediklerimi yurtdışında eyleme geçirme fırsatı bulabilsemde, bu yazdıklarımı akıllarında hep düşünenler fakat eyleme geçirme fırsatı bulamayanlar olduğunu biliyorum. Eğer gezgin ve maceracı ruhunuzu bir şekilde dışarıya çıkartamıyorsanız yakın zamanda ATV’de başlayan, Alp Kırşan’ın sunduğu Milka M-Joy sponsorluğundaki “Maceraya Takıl” programını izlemenizi tavsiye ederim.
Devamını okuyun »
01 Şubat 2009
Toplam Okunma : 645 | Bugünkü Okunma : 0
Hayatımızda önem verdiğimiz ve çok sevdiğimiz insanlar vardır. Onları kaybettiğimiz de gerçekten de çok üzülürüz. Bugüne kadar hayatımda yaşadığım en büyük acı eniştemi ve dedemi aynı sene içerisinde kaybetmem oldu. Bu iki kişi gerçekten benim için önemliydi ve vefat ettiklerinde oturup hüngür hüngür ağlamıştım ve hala onları hatırladığımda gözlerim dolar.
Bugün ise Barış abinin ölüm yıldönümü ve onun için ağlıyorum. İnanın tutamıyorum göz yaşlarımı.. Onunla bir arkadaşımın büyük oğlu Doğukan Manço ile arkadaş olması sebebi ile tanışma şansı bulmuştum. Aramızda pek fazla diyalog geçmemişti ama gerçekten insanlara sevgiyle baktığını ve değer verdiğini bu kısacık tanışmamızda bir kere daha anlamış, ona olan sevgim ve saygım daha da artmıştı.
Devamını okuyun »