Pirasoglu Blog

21 Ağustos 2009


Uykusuz bir gecenin ardından


Toplam Okunma : 537 | Bugünkü Okunma : 2

Dün gece eve geldiğimde saat 01:00 olmuştı. Biraz bilgisayar başında oyalandıktan sonra uykum gelmemiş olsada saatin 02.00 olduğunu görünce, sahura kalkana kadar iki saat uyumaya niyetlendim fakat yatağımın içindeki tüm çabama rağmen bu isteğimi gerçekleştiremedim ve oyalanmak için televizyonu açtım. ATV’de yeni başlayan bir dizinin tekrarı vardı. Fragmanlarından ilgimi çeken bir diziydi “Es-Es”, sanırım Eskişehir günlerim aklıma geldi. Fakat birkaç gün önce dizinin ilk bölümü yayınlandığında misafirim olduğu için ancak göz ucuyla bakabilmiştim. Eksik kalan sahneleri tamamladığımda ise saat 03.00′ü bulmuştu. Dizi bir gençlik dizisi. Ana karakter olan Ulaş, doğduğu ve büyüdüğü kötü ortamda kurtulmak ister. Fakat her zaman iyiler olduğu kadar bu yolda kötülerde vardır ve başlar macera. Atv’deki sayfasında aşağıdaki yazıya yer verilmiş.

Kimileri şanslı doğar!
Lüks bir semtte yaşar, iyi okullarda okur, kolay iş bulur, en güzel kızı kapar, babası ona en iyi arabayı alır. Hayat kolaydır onun için.

Kimileri de şanssız doğar!
Yoksul bir mahallede yaşar, iyi okullarda okuyamaz, iş bulamaz. Doğduğu gün kaderi çizilmiştir, zor bir hayatın içine düşer… Dener, çabalar ama çoğu zaman başaramaz, tutunamaz. Bir şekilde suça bulaşıp sabıkalı olma dışında başka bir alternatifi olmaz hayatta..

Ama başka ne yapabilir ki? Yaşadıkları onların tercihi değildir, pisliğin içine doğmuşlardır sonuçta. Etiketi yapıştırmak kolaydır;

Sokak serserisi. Mahalle delikanlısı…

Aynı Uras gibi…

Geçmiş günahların gölgesi uzun olurmuş. Ne geçmişi peşini bırakacaktır ne de ona sokak serserisi gözüyle bakanların zulmünden kurtulacaktır Uras… Ama kaderine ters gidecektir… Yeni arkadaşları, yeni ortamı, yeni şehir aracılığıyla hayatını değiştirmeye, düzeltmeye, içine doğduğu çukurun pisliğinden kurtulmaya çalışacaktır…

Bazılarımız o gence, el uzatmak, bir ışık olup önünü aydınlatmak, kaderini değiştirmek isteriz. Bir sokak serserisinin kendisine uzatılan eli tutması ve ışığa doğru ilerlemesinin hikayesi ES-ES.

Uras yeni umutların şehrine yol alacaktır. Eskişehir (namıdiğer ES-ES)’e Onun için bütün bu olanlar yeniden doğmaktır. Hele bir de aşık olduğu zaman…

Gençlik dizileri hep hoşuma gitmiştir. Fakat bu dizi kadrosu ve konusu ile farklı ve daha bir çekici geldi. Tabii bunda dizinin ileriki bölümlerinin Eskişehir’de çekilecek olmasınında büyük etkisi var.

Devamını okuyun »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

16 Haziran 2009


2. Geleneksel Gezenbilir Doğa Sporları Festivali


Toplam Okunma : 786 | Bugünkü Okunma : 2

19-21 Haziran 2009 tarihlerinde Düzce ilinde Topuk Yaylası’nda bulunan gölet etrafında artık gelenekselleşen 2. Geleneksek Gezenbilir Doğa Sporları Festivali yapılacak.

Festival etkinlikleri olarak; Offroad oyunları parkuru, tırmanış duvarı, geocaching ve gps navigasyon oyunları, ATV safari, paintball, kano, fotoğraf gezileri, trekking, bisiklet ve daha bir çok doğa aktivitesi, çeşitli gösteriler planlanmakta.

Topuk Yaylası Göleti, Düzce şehir merkezine 30 km. uzaklıkta, Bolu Dağları ile Abant Gölü arasında, denizden 1285 m. yükseklikte bulunmakta.

Festival ile ilgili tüm bilgilere gezenbilir.com‘un ilgili etkinlik sayfasından ulaşabilirsiniz. Burada festival alanına nasıl ulaşacağınız hakkında bir haritada mevcut.

Gezenbilir.com bu festival için çok iyi hazırlanmış durumda ve tüm doğa tutkunlarını misafir edecek olmaktan acayip heyecan ve mutluluk duyuyor.

Bence bu etkinliği kaçırmayın ve bu hafta sonu şehirden uzaklaşmanın keyfini çıkarın.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

11 Haziran 2009


İlk geocaching kutumu Burgazada’ya sakladım


Toplam Okunma : 859 | Bugünkü Okunma : 3

Adalar her zaman huzur vermiştir bana.  Vapur yada motora bindiniz mi bir saat içinde prens adalarından herhangi birisine kendinizi atabilmeniz çok güzel. Hangisine gideceğiniz ise sizin tercihinize kalmış. Ben en çok Burgaz adayı seviyorum. Her zaman sessiz, sakin ve dingin geliyor bana. Kimi zaman sırf gecesini seyretmek için orada yaşayan arkadaşımın yanında kalıyorum. Çünkü gündüzü başka, gecesi başka güzel adanın. Ama genelde adada kalmak yerine bisikletim ile günlük turlar yapıyorum. Adaya indim mi ilk işim bir markete uğramak oluyor. Sıvı ve yiyecek takviyesi yaptıktan sonra adanın sol sırtında tırmanmaya başlıyorum.  2003 Ekim ayına kadar büyük bir ormana sahip olan Burgazada, 2003′teki yangın sonrası 40 hektarlık ormanını kaptırmış insanlık düşmanlarına ve kendini hala toparlayamamış. Kısa süreli yapılan ağaçlandırma çalışmaları işe yaramamış olacak ki, hala yangının çıktığı bölümün boşluğu, otlarla kaplanmışlığı sırıtıyor insanın gözünüze. En tepeye çıktığınızda ise seyrekte olsa çam ağaçları ve çimler karşılıyor sizi. Burası piknik yapmak için çok uygun aslında ama merkezden uzak ve yorucu bir yolu olduğu için pek tercih edilmiyor. İyikide tercih edilmiyor, çünkü insanımızın yiyip içtikten sonra sanki tekrar geri gelmeyecekmiş gibi artıklarını doğaya ve insana saygısızca doğaya bıraktıklarını görmek, bilmek bu şekilde düşünmeye itiyor insanı. Hani derler ya “nerde çokluk, orda bokluk”, gerçektende öyle, kimse kusura bakmasın. Burada, manzara eşliğinde gıda takviyesi yaptıktan sonra adanın arka tarafından salıyorum bisikletimi rüzgara karşı. Rüzgarın kulaklarımdaki uğultusunu, ormandaki çamların kokusunu hissederek aşağıya doğru hızlı bir iniş yapmak mutlu ediyor beni. Bunu çoğu kez gittiğimde birkaç kere tekrarlıyorum. Adanın arka tarafının yangında hasar görmemiş olması sevindirici. Burada sıklıkla kızıl çam ağaçları bulunuyor.

Devamını okuyun »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

10 Haziran 2009


Olimpos-Karaöz arası Likya Yolu Yürüyüşü


Toplam Okunma : 1.426 | Bugünkü Okunma : 0

15 – 16 Mayıs 2009

17 -24 Mayıs tarihleri arasında Olimpos – Kaş arasını yürümek düşüncesiyle Cuma günü uçak ile Antalya’ya gittim. Havaalanında çok sevdiğim, kardeşim bildiğim Gülhan’ım karşıladı beni ve Cuma gecesini birlikte geçirmek için evine geçtik. Cumartesi sabahı yürüyüş arkadaşımla tanışmak için Gülhan’ın yanından ayrıldım ve Olimpos’a doğru yola koyuldum. Olimpos’a gitmek için Antalya İlçeler Terminalinden Kumluca’ya giden minibüslere binmek, Olimpos sapağında inmek ve burada bekleyen minibüsler ile Olimpos’a gitmek gerekiyor. Saat 15.00 gibi geceyi geçireceğimiz pansiyonda yürüyüşümüzü gerçekleştireceğim arkadaşım Bora ile tanışıyoruz ve vakit kaybetmeden üzerimizi değişip Olimpos’a doğru yol koyuluyoruz. Düşüncemiz yürüyüşümüze başlamadan önce Çıralı’yı ve Yanartaşı görmek. Pansiyonumuz  plaja 3 km uzaklıkta, bu yolu hızla yürüyüp Olimpos Antik kentine müze kartlarımızı göstererek giriş yapıyoruz. Birkaç fotoğraf çektikten sonra vakit kaybetmeden kendimizi eşsiz güzellikteki Olimpos sahiline atıyoruz. Sahil kalabalık, yorulmuşuz, ilk işimiz hemen kendimizi Olimpos’un serin sularına atmak oluyor.

Olimpos Antik Kenti

Olimpos Antik Kenti

Kaptan Eudomos Lahti

Olimpos Sahili

Devamını okuyun »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

RSS Aboneliği


Abone ol !!!

  • E-posta adresinizi giriniz:


Duyuru Kutusu

Burs Duyuru Posteri