11 Haziran 2009
İlk geocaching kutumu Burgazada’ya sakladım
Toplam Okunma : 865 | Bugünkü Okunma : 2
Adalar her zaman huzur vermiştir bana. Vapur yada motora bindiniz mi bir saat içinde prens adalarından herhangi birisine kendinizi atabilmeniz çok güzel. Hangisine gideceğiniz ise sizin tercihinize kalmış. Ben en çok Burgaz adayı seviyorum. Her zaman sessiz, sakin ve dingin geliyor bana. Kimi zaman sırf gecesini seyretmek için orada yaşayan arkadaşımın yanında kalıyorum. Çünkü gündüzü başka, gecesi başka güzel adanın. Ama genelde adada kalmak yerine bisikletim ile günlük turlar yapıyorum. Adaya indim mi ilk işim bir markete uğramak oluyor. Sıvı ve yiyecek takviyesi yaptıktan sonra adanın sol sırtında tırmanmaya başlıyorum. 2003 Ekim ayına kadar büyük bir ormana sahip olan Burgazada, 2003′teki yangın sonrası 40 hektarlık ormanını kaptırmış insanlık düşmanlarına ve kendini hala toparlayamamış. Kısa süreli yapılan ağaçlandırma çalışmaları işe yaramamış olacak ki, hala yangının çıktığı bölümün boşluğu, otlarla kaplanmışlığı sırıtıyor insanın gözünüze. En tepeye çıktığınızda ise seyrekte olsa çam ağaçları ve çimler karşılıyor sizi. Burası piknik yapmak için çok uygun aslında ama merkezden uzak ve yorucu bir yolu olduğu için pek tercih edilmiyor. İyikide tercih edilmiyor, çünkü insanımızın yiyip içtikten sonra sanki tekrar geri gelmeyecekmiş gibi artıklarını doğaya ve insana saygısızca doğaya bıraktıklarını görmek, bilmek bu şekilde düşünmeye itiyor insanı. Hani derler ya “nerde çokluk, orda bokluk”, gerçektende öyle, kimse kusura bakmasın. Burada, manzara eşliğinde gıda takviyesi yaptıktan sonra adanın arka tarafından salıyorum bisikletimi rüzgara karşı. Rüzgarın kulaklarımdaki uğultusunu, ormandaki çamların kokusunu hissederek aşağıya doğru hızlı bir iniş yapmak mutlu ediyor beni. Bunu çoğu kez gittiğimde birkaç kere tekrarlıyorum. Adanın arka tarafının yangında hasar görmemiş olması sevindirici. Burada sıklıkla kızıl çam ağaçları bulunuyor.

Bu haftasonuda canım adalara gitmek istedim. Ama bu sefer adaya gidişimin farklı bir amacım vardı. Geocaching kutumu saklamak. Bir değişiklik olsun istedim ve uzun zamandır gitmediğim bir adaya, Heybeliada’ya gittim. Heybeliada’ya indiğimde adanın sol tarafından tırmanmaya başladım. Bir süre sonra beni mangalların yakıldığı, buram buram et kokularının etrafa yayıldığı, insanların voleybol, futbol oynadığı, bağrışmanın hiç bitmediği mesire yeri karşılıyor. Turu tamamladığımda anlıyorum Heybeliada gerçekten mesire yeri bakımından oldukça zengin çünkü bu gördüğüm manzaralar birkaç kez karşıma çıkıyor. Ada turum sonrasında Heybeliada’da Geocaching kutumu saklayacak bir yer bulamıyor ve Burgazada’ya geçmeye karar veriyorum. Şansıma 20 dakika sonra bir vapur var. Burgazada bu sefer kalabalık geliyor gözüme, alışmışım sakinliğine ama anlıyorum ki aradığım sakinlik benim her zamanki rootamda beni bekliyor. Kafamda kutumu saklayacağım yeri daha önce kurduğum için hemen oraya doğru yol alıyoruım. Burası gerçekten beni benden alıyor çünkü buradaki kayalara oturduğumda karşımda Yalova kıyıları, deniz, Yassı ada ve mevsimine göre denizdeki tekneler oluyor yalnızca.. Hiçbir beton yığını yok, sanki akdeniz kıyılarında bir koya yukarıdan bakar gibi hissediyorum kendimi, heleki rüzgarda lodostan esiyorsa deymeyin keyfine.

Hemen burada bir yer buluyorum ve ilk Geocaching Kutumu saklıyorum.




Saklamış olduğum Geocaching Kutum ile ilgili bilgiler;
Saklandığı tarih: 06.06.2009 – Saat 16.34
Latitude: 40°52.481° N
Longitude: 029°03.786 E
Saklandığı yer: Burgazada/İstanbul
Kutu tipi: Normal kutu
Kutunun boyutu: Ortaboy kutu
Yükseklik (metre): 75
*Önemli not: Lütfen yanınızda kalem bulundurun, lakin ben unutmuşum kutumun içine kalem koymayı (:
Evet, “tamam iyi güzelde bu geocaching nedir?” dediğinizi duyar gibiyim. Anlatayım…
Geocaching (Hazine Avı); Katılımcıların, GPS (Global Positioning System) kullanarak ‘hazine’yi yani kutuyu saklama ve bulmalarından oluşan bir açık hava oyunudur. Yürüyüş ve trekking içerdiği için bir çeşit doğa sporu olarak da tanımlanabilir. Basit olarak ‘Hazine’ yani kutu su geçirmeyen plastik bir kaptır. İçinde log defteri, kalem ve bulacak kişiye hoşluk olması açısından isteğe bağlı olarak küçük hediye barındırmaktadır. Hediyeler sizin hayal gücünüze göre değişiklilik gösterecektir.
Geocaching ile ilgili olarak aşağıdaki sayfalardan daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.
Sizde yukarıdaki sitelerdeki yönergelere uyarak yeni kutular hazırlayabilirsiniz. Bunun için bir GPS aletine sahip olmanız yeterli.
Kutuyu bulduktan sonra yapmanız gerekenler;
1- Kutunun içindeki hediyeyi alın, yerine yanınızda getirmiş olduğunuz bir sonraki geocaching oyuncusuna bırakacak olduğunuz hediyeyi koyun.
2- Log defterine hazineye ulaştığınız saati, tarihi ve düşüncelerinizi yazın.(İlk deneyimim olduğu için kutunun içine kalem koymayı unutmuşum, bu sebeple yanınızda mutlaka kalem bulundurun.)
3- Kutuyu bulduğunuz yere aynı şekilde saklayın.
4- Eve geldiğinizde, bilgisayarınıza ulaştığınızda lütfen tarafıma kutuyu bulduğunuza dair bilgi verin.
Kutumu sakladıktan sonra dönüş vakti geliyor ve saat 17.40 vapuru ile İstanbul’a geri dönüş yapıyorum. Bakalım ilk olarak kutumu kim bulacak.
Rastgele…

