15 Mayıs 2009
Bekle beni ışık ülkesi Likya, geliyorum
Toplam Okunma : 780 | Bugünkü Okunma : 0
Likya Yolu’nu senelerdir yürümek istiyordum fakat gerek kendimi hazır hissetmediğim gerekse zamanım el vermediği için bir türlü bu isteğimi yerine getiremiyor ve likya yolu ile ilgili blogları okuyup, ilgili fotoğraflara bakıp, “ah şimdi orada olsaydım” diye iç geçiriyordum.
Fethiye’den başlayarak Antalya’ya kadar uzanan ve tarihte Likya olarak adlandırılan Teke yarımadasındaki patikalardan bir kısmının işaretlenip haritalanması ile oluşturulmuş yürüyüş rotası. 1999 yılında Kate Clow tarafından hizmete açılmıştır.
Çeşitli kaynaklarca dünyanın en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş rotasından biri olarak gösterilir.
Parkur üzerindeki yerleşim birimlerinde konaklama olanağı mevcuttur. Parkurun tamamı işaretlenmiş olup sponsor kuruluşlar ve gönüllüler tarafından bakımı yapılmaktadır.
Likya Yolu’nun birinci bölümünde Faralya (Uzunyurt) Köyü, Dodurga Köyü, Sdyma, Pınara – Letoon – Xanthos kentleri ve incecik kumlarıyla eski bir liman bölgesi olan Patara yer alır. İkinci bölümünde Antiphellos, Apollonia, Simena, Myra, Limyra, Olympos ve Phaselis bulunur.
Aslında bu sene için tatil planımı geçen sene sonlarında Ekim ayı gibi Küba’ya gitmek üzerine yapmıştım. Fakat malum kriz ortamı oluşunca, bu gezimin maddi tarafının ağırlığı sebebi ile bu planımı sonraki yıllara erteledim ve yurt içi için her zaman yürümeyi hayal ettiğim Likya Yolu’nu yürümeye kadar verdim. Likya Yolu’nu yürümek için en uygun aylar olarak Nisan – Mayıs, Eylül – Ekim – Kasım aylarının tercih edildiğini bildiğim için bende yürüyüşümü Mayıs ayının 17’si ile 24’ü arasında yapmaya karar verdim. Likya Yolu yaklaşık 24 etap’tan oluşmakta. Tamamı 509 km uzunluğunda ve yaklaşık bir aylık bir sürede yürünmekte. Ne yazık ki yürümek için bir aylık sürem olmadığı için kendime Olimpos’tan başlayıp Kaş’ta sona erecek bir rota çizdim. Bu rotanın uzunluğu 145km dolaylarında. 6-7 günlük bir yürüyüş düşündüğüm için tamımını yürümek zor olabilir bu nedenle bazı karayoluna yakın etapları araç ile geçebileceğimi düşünüyorum.
Bu yürüyüş fikri ilk aklıma düştüğünde tek kişiydim fakat daha sonrasında birkaç kişi ile birlikte yürümenin daha iyi olacağı düşüncesi ile gezenbilir.com’a yürüyüş partneri ilanı verdim. İlanıma Bora arkadaşım cevap verdi. Eğer bir aksilik olmazsa bu yolculuğu kendisi ile birlikte yapacağız. Kendisi Ankara’dan gelecek, Olimpos’ta buluşup oradan yürüyüşümüze başlayacağız.
Rotamız genel itibari ile şu şekilde olacak ;
Olimpos – Çıralı – Adrasan (16-20 KM)
Adrasan – Gelidonya Feneri ( 13 KM )
Gelidonya Feneri – Mavikent ( 15 KM )
Finike – Goncatepe ( 20 KM )
Goncatepe – Demre ( 19 KM )
Demre – Kekova ( 26 KM )
Kekoca – Aperlai ( 13 KM )
Aperlai – Kaş ( 23 KM)
Aslında yolculuğum 15 Mayıs akşamı uçak ile Antalya’ya geçmem ile başlayacak. Bir akşam Antalya’da arkadaşımda kalıp, öğleden sonra Olimpos’a geçeceğim. Bu hafta sonu Olimpos hareketli olacak gibi gözüküyor, zira 16 – 19 Mayıs tarihleri arasında 1.Uluslararası Reggae Festivali Olimpos / Adrasan Beach’te yapılacak. Burada da bir gece kalıp, biraz eğlenip 17 Mayıs sabahında ise günün ağarmasıyla birlikte yollara düşeceğiz.
Yürüyüşümüz süresince çadırda konaklamayı planlamaktayız. Yemek ihtiyacımızıda kendimiz karşılayacağız.
Yürüyüşte kullanacağım malzemelerle ilgili yaptığım hazırlıklar ve bilgiler;
Bu yürüyüşe gitmeye uçak biletlerimi almak gibi ani bir hareketle niyetlendiğim için yürüyüşümde kullanacağım birçok malzemem eksikti. İki aylık bir süreçte bu eksiklerimi tamamlamam gerekiyordu.
1- Trekking Ayakkabısı ;
Öncelikle bileği iyi saran bir trekking ayakkabısına ihtiyacım vardı. Çünkü daha önce Niğde Aladağ – Emler Zirve tırmanışında kullandığım trekking ayakkabım bileğimi iyi sarmadığı için yürüyüşüm baya zor geçmişti. Araştırmalarım ve tavsiyeler üzerine Boreal’in Atlas modelini aldım. İlk başta derisinin süetimsi bir deriye sahip olması ve çarşak bantlarının olmaması pek hoşuma gitmemişti. Giydiğim ilk günde de ayağımı hem bağlama yerlerinde sıktı hem de bilek kısmından ayağımı vurdu. Fakat sonrasında ayağım alıştı. Aslında ayakkabının ayağımı vurması sanırım daha önce uzun bir süre bilekli bir ayakkabı giymememden kaynaklanmaktaydı. Bağlama yerlerinden sıkmasının sebebi ise ayakkabının tekparça deriden yapılmasından kaynaklanmakta, katlama yerlerindeki deri biraz ezildikten sonra bu sıkıntımda geçti. İyi ki ayakkabı ihtiyacımı yürüyüşten 1-2 ay önce almışım, eğer son günlere bırakmış olsaydım, yürüyüş sırasında gerçekten büyük sıkıntı çekecektim.
Ayakkabı konusunda önerim; Alacağınız ayakkabının su geçirmez olması, goratex türevi hava alabilir bir deriye sahip olması ve kalın tabanlı olması yönünde.
Almış olduğum Atlas Boreal ile alakalı bir yazıyı ilgili linkten okuyabilirsiniz.
2 – Trekking Çorabı ;
Kullanmakta olduğunuz ayakkabı eğer goratex ve benzeri su geçirmez bir deriye sahip ise ayabbınızdan yüksek verim alabilmeniz için sentetik, naylon karışımı bir çorap kullanmanız iyi olacaktır. Çorap konusundaki tercihimi Coolmax’den yana kullandım. Coolmax çoraplar ay itibari ile Everest Outdoor’da 3 TL’den satılmakta..
3 – Giyim ;
Hızlı kuruyabilen dryway kumaşa sahip, nefes alabilen gömlek, t-shirt ve pantalonlar almayı tercih ettim.
4 – Çadır ;
Sıra yürüyüşümde beni içerisinde barındaracak olan güzel, kullanışlı bir çadır almaya geldi. Çadır tercihimi uzun süredir aklımda olan bir çadırdan yana kullandım ve Husky’nin Flame modelini aldım. Çadırın beni cezbeden özellikleri aynı grup çadırlar arasında hafif, üç pollü, rüzgara dayanıklı ve fiyat bakımından uygun olmasıydı. Aldığım çadırı yürüyüş öncesinde bir defa Sudüşen Şelalesi gezisinde deneme şansım oldu. Kurulum kolaylığı, dayanıklılığı açısında tavsiye edebileceğim bir çadır, yalnız eğer iki kişi kullanmayı planlanıyorsa şekil itibari ile iki kişiye dar gelebilir.
5 – Ocak ve Pişirme Seti ;
Yürüyüşüm sırasında yemek problemimi kendi hazırlayacağım yemekler ile çözmek istediğim için kendime uygun bütçeli, yüksek ısı çıkışı ve kartuş-yanıcı bölümlerinin ayrı olduğu bir ocak tercih ettim ve Primus’un Gravity EF modelini aldım. Ocağı alırken aynı markanın benzin ocağıda vardı iki ocak arasında pek kararsız kaldım. Fakat fiyat yönünden aralarında baya fark olduğu için bu modeli seçtim. Ürünle birlikte ayrıca teflon bir ürün olan Primus Litech pişirme seti aldım.
Eğer siz ocağınızı yüksek irtifa gerektiren bir aktivitede veya kış aktivitelerinde kullanacaksanız benzin ocağı almanız yerinde bir seçim olacaktır.
6 – Diğer Malzemelerim ;
Sırtçantası, mat, baton, kafa feneri, bel çantası, gps, çok amaçlı bir çakı,temizlik malzemeleri, ilkyardım malzemeleri, ip, fotoğraf makinası, tripod..vs.
Evet, malzemelerim de hazır olduğuna göre sırt çantamı hazırlamayabilirim. Aslında en zor kısım bu biliyor musunuz ? Çünkü almam gereken bana yolculuğum boyunca gerekecek bir sürü malzeme vardı ama yerim kısıtlıydı. Neyseki dün gece zorda olsa, internette okduğum “Sırt Çantası Yerleştirme” konulu makale sayesinde alacak listesindeki malzemeleri taker taker çantama yerleştirerek çantamı toparladım. Birkaç kez sırtıma alıp ayarlarınıda yaptım. Çantam hazır sonunda. Son yapmam gereken ise; daha önce datalarını Onur arkadaşımdan aldığım Likya Yolu’na ait gps bilgilerini gps cihazıma aktarmak. Aslında kendimde başlayacağım nokta olan Olimpos’tan Kaş’a kadar detaylı bir harita çıkaracağım ama yolculuğuma referans olması için bu datalar çok işime yarayacak. Şimdi yola çıkmaya hazırım.
Bugüne kadar gezi öncesi Likya Yolu ile ilgili birçok site gezdim. Kaynak olması açısından aşağıda adreslerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Yalnız içlerinden Olympos adlı blog şu anda aktif olarak Likya Yürümekte olan İsmail Sahinbaş’a ait. Kendisi şu anda Demre’ye doğru yol almakta. Yürüyüşümüzün aynı tarihlere denk gelmesi itibari ile epey referans oldu bana. Kendisine buradan iyi yolculuklar diliyorum.
Fotoğraflı Gezi Rehberi (Yazımdaki Likya Yolu fotoğrafı bu siteye aittir.)
Dönünce ayrıntıları sizlere aktaracağım, şimdilik bu kadar..
