Pirasoglu Blog

08 Ekim 2009


Doğa İçin Çal


Toplam Okunma : 475 | Bugünkü Okunma : 5

28 Eylül 2009


Genç gezginlere duyuru: “Seyahat Bursu” verilir


Toplam Okunma : 733 | Bugünkü Okunma : 3

Babam, tır şöförüydü. Yıllarca bu vesileyle Avrupa, Ortadoğu, o zamanlarıın Sovyetler birliği – Yugoslavya’sı birçok ülke ve şehir gördü.  Pek gezmiştir diyemiyorum çünkü iş dolayısı ile gittiği için birçok ülkeden transit olarak geçiyordu. Benimse orta ve lise öğretimim boyunca hayalim her yaz onunla birlikte, bir muavin edası ile Avrupa’yı gezip, görebilmekti. Ama bu hayalimi gerçekleştiremedim.

Üniversiteyi kazanıp, ailemden uzaklaştıktan sonra ise bu hayalimi unuttum diyebilirim. Üniversite süresince ise sadece şehirler arası kaçamak geziler yapabildim. O yıllarımı düşündüğümde anlıyorum ki bugünkü kadar Dünya’yı zaten tanımıyormuşum, birçok yerden bihabermişim. Okumayıda alışkanlık haline getirmediğim için “Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?” sözünü hiçbir zaman tecrübe edemedim. Üniversiteyi bitirip iş yaşamına adım attığımda ise çevremde gezi planları yapan insanlar pek yoktu. Ama internettin yayılması ile yurt dışına çıkma hayallerim yine aklıma düştü. Bu konuda birçok site inceleyip tekrar hayaller kurmaya başladım. Hospitality Club, Couch Surfing ve Servas gibi oluşumlarla tanışınca da anladım ki yurt dışına çıkmak sadece seyahat acentaları vasıtasıyla yapılan turlardan ibaret değilmiş. Fakat bu hayallerimi gerçekleştirebilmem için ingilizcemi geliştirmem ve para biriktirmem gerekiyordu.  Paramı biriktirdiğimde ise hala  ingilizcemi istediğim gibi geliştirememiştim. Böyle olunca, yurt dışına çıkmak içinde cesaretim yoktu.

Neyse ki geçen sene, hayallerimi paylaştığım bir arkadaşımdan arkadaşları ile yurt dışına çıkma planı yaptıklarını ve benimde onlarla birlikte gelebileceğimi söylediğin pek mutlu olmuş, cesaretlenmiştim. Hemen biletlerimizi almış ve yazın gelmesi ile de yurt dışına çıkmıştık. Yedi gün içerisinde dört şehir, iki ülke gezmiş birçok değişik insanla, gezginle tanışmıştık. Arkadaşlarımın bu gezideki yardımlarını göz ardı edemem ama gittiğimiz yerlerde iletişim konusunda bir sıkıntı yaşamadığımı söyleyebilirim. Anladım ki boşu boşuna korkmuşum.

Ne yazıkki ülkemizde benim gibi birçok insan bulunmakta. Ya cesaretleri yok, ya yabancı dilleri yada yurt dışına çıkmak için maddi imkanları. Cesaret insanın içinde olmalı, dışarıdan müdahale ile olacak birşey değil. Dil konusununda biraz cesaret işi olduğunu düşünüyorum. Fakat ne yazıkki maddi kısım öyle değil.

Peki, size birisi yurt dışına çıkmanızda maddi olarak destek olacağını söylese ? Ne olurdu ona cevabınız ?  Özlem Yücel, blog dünyasındaki adı ile Özlem Pansiyon, bir ay önce böyle bir fikrinin olduğunu blogu aracılığı ile bizlere duyurdu. Blogunda diyordu ki ; “seyahat bursu: genç gezginler aranıyor!” Evet, seyahat etme isteği olan, 18-26 yaşları arasında, öğrenci yada ihtiyaç sahibi, kendi hayrına ingilizce bilen bir gezgin ruh arıyordu Özlem Hanım.

Burs ile ilgili bilgilere kısaca değineceğim ama ayrıntılı bilgiye  Özlem Hanım‘ın blogundaki ilgili yazıdan ulaşabilirsiniz.

Burs kapsamı ne olacak ? 2010 yazında kullanabileceği, Avrupa’da geçerli tren biletini (interrail) ve su/ekmekle yaşayacağı kadar cep harçlığını kapsıyor.

Tabi bursu almak için öncelikle biraz emek sarfetmek gerekiyor. Peki nasıl bir emek ? Bursla ilgilenen arkadaşların 5 Ocak 2010 tarihine kadar seyahatbursu[at]gmail.com adresine resimli bir özgeçmiş ile birlikte ‘Interrail’a çıkmayı neden istediklerinii’ açıklayan bir yazıyla veya yazılarını bulundurdukları blogun linki başvurmaları gerekiyor.

Değerlendirme nasıl olacak ? Özlem Hanım, gelecek başvurular içerisinden bir ön eleme yapacak. Coşkusuna ikna olduğu 5 adayın yazılarını 15 Şubat 2010 itibari ile blogunda okuyucularıyla paylaşacak ve bir anketle okurlarının en iyi yazuyı seçmelerini isteyecek. Mart ortasına kadar sürecek bu oylama sonrasında da bursiyerin kim olacağı belli olacak.

Bu projeden haberdar olduğumda gerçekten çok heyecanlandım ve bursu kazanmış kadar sevindim. Çünkü gezgin ruhuna sahip olan kişiler maddi kısmı pek düşünmeden gezecek, hayallerini gerçekleştirecek ve başkalarına örnek olacak. En önemlisi  bu proje ülkemizde belkide bir ilk olacak.

Birkaç yıl önce olsaydı bende hayallerimi yazılarıma dökmek  ve bu bursa talip olmak isterdim. Ama ne yazık ki yaşım burs alma koşullarına uymuyor. Fakat yazıyı okurken maddi olarak katkıda bulunabileceğimi düşündüm. Ve hemen heyecanla Özlem Hanım’a mail gönderdim. Mailime cevap geldiğinde ise çok mutlu oldum. Mailinde blogunda projesiyle ilgili düşüncelerini paylaştıktan sonra benim gönderdiğim tarzda maddi – manevi destek mailleri aldığını ve benimde vereceğim destekten memnun olacağını belirtiyordu. Zaten böyle bir projeyi destekleyenler neden olmasın ki? Destek heryerden gelebilir diye düşünüyorum. Gezen insanlar gezgin felsefesini bildikleri için, maddi imkanı olupta zamansızlıktan gezemeyenler ise “birileri yerime gezsin” düşüncesiyle destek verebilir, değil mi ? Tabii öncelikle bu projeyi duyurmak gerekiyor. Bu hem destek vereceklerin ilgisini çekmek, hemde ” Ülkemizde kalemine güvenen genç gezginler var mı? ” sorusunun cevabını öğrenmek için önemli.

Geçtiğimiz günlerde Özlem Hanım seyahat bursu haberi ile Hürriyet Seyahat‘e konuk oldu. İnternette birçok sitede haberi yapılmaya devam etmekte.  Bende hem blogumda yazdığım bu yazı ile hemde interrail-tr ve sırtçantalılar yahoo gruplarına gönderdiğim mailler ile Özlem Hanım’ın yanında, kendimce bir bütçe ile de destek olacağım. Bu bütçe için belirlediğim rakam şu an için minimum 100 Euro..Benim gibi destek olmak isteyenler, Özlem Hanım’a seyahatbursu[at]gmail.com mailinden ulaşıp, destek olmak istediklerini belirtebilirler.

Umarım güzel bir fon oluşurda, bir değil birden çok gezgin ruha Avrupa toprakları üzerinde gezme şansı bulur.

Hadi durmayın, başlayın yazmaya :) )

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

23 Ağustos 2009


Beyoğlu, Taksim Fotosafari


Toplam Okunma : 491 | Bugünkü Okunma : 1

Fotoğraf çekmeyi pek seviyorum. Bazen kendimi sırf bu yüzden atıyorum.. Yine bir gün… ama bu sefer yalnız değilim..

12 Temmuz Pazar günü, daha önce planladığımız üzere Gezenbilir sitesi fotoğraf grubu üyesi arkadaşlar ile Fransız Kültür’ün önünde buluşup Taksim – Beyoğlu doğrultusunda sayıların peşine düştük. Konsept sayılardı ama mekan Taksim – Beyoğlu olunca birçok şey yansıdı fotoğraf karelerimize.

Birçok yeni arkadaş ile tanışıp, birlikte yol aldık. Birçok noktaya birlikte baktık fakat farklı anlamlar çıkarttık. Güzel bir gezi oldu. Çekmiş olduğum fotoğrafları aşağıda sizlerle paylaşıyorum ama daha fazlasına ve daha güzellerine ulaşmak isterseniz..dahası gezenbilir.com’un “Sayıların Peşinde” sayfalarında… iyi seyirler..

Devamını okuyun »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

21 Ağustos 2009


Uykusuz bir gecenin ardından


Toplam Okunma : 452 | Bugünkü Okunma : 0

Dün gece eve geldiğimde saat 01:00 olmuştı. Biraz bilgisayar başında oyalandıktan sonra uykum gelmemiş olsada saatin 02.00 olduğunu görünce, sahura kalkana kadar iki saat uyumaya niyetlendim fakat yatağımın içindeki tüm çabama rağmen bu isteğimi gerçekleştiremedim ve oyalanmak için televizyonu açtım. ATV’de yeni başlayan bir dizinin tekrarı vardı. Fragmanlarından ilgimi çeken bir diziydi “Es-Es”, sanırım Eskişehir günlerim aklıma geldi. Fakat birkaç gün önce dizinin ilk bölümü yayınlandığında misafirim olduğu için ancak göz ucuyla bakabilmiştim. Eksik kalan sahneleri tamamladığımda ise saat 03.00′ü bulmuştu. Dizi bir gençlik dizisi. Ana karakter olan Ulaş, doğduğu ve büyüdüğü kötü ortamda kurtulmak ister. Fakat her zaman iyiler olduğu kadar bu yolda kötülerde vardır ve başlar macera. Atv’deki sayfasında aşağıdaki yazıya yer verilmiş.

Kimileri şanslı doğar!
Lüks bir semtte yaşar, iyi okullarda okur, kolay iş bulur, en güzel kızı kapar, babası ona en iyi arabayı alır. Hayat kolaydır onun için.

Kimileri de şanssız doğar!
Yoksul bir mahallede yaşar, iyi okullarda okuyamaz, iş bulamaz. Doğduğu gün kaderi çizilmiştir, zor bir hayatın içine düşer… Dener, çabalar ama çoğu zaman başaramaz, tutunamaz. Bir şekilde suça bulaşıp sabıkalı olma dışında başka bir alternatifi olmaz hayatta..

Ama başka ne yapabilir ki? Yaşadıkları onların tercihi değildir, pisliğin içine doğmuşlardır sonuçta. Etiketi yapıştırmak kolaydır;

Sokak serserisi. Mahalle delikanlısı…

Aynı Uras gibi…

Geçmiş günahların gölgesi uzun olurmuş. Ne geçmişi peşini bırakacaktır ne de ona sokak serserisi gözüyle bakanların zulmünden kurtulacaktır Uras… Ama kaderine ters gidecektir… Yeni arkadaşları, yeni ortamı, yeni şehir aracılığıyla hayatını değiştirmeye, düzeltmeye, içine doğduğu çukurun pisliğinden kurtulmaya çalışacaktır…

Bazılarımız o gence, el uzatmak, bir ışık olup önünü aydınlatmak, kaderini değiştirmek isteriz. Bir sokak serserisinin kendisine uzatılan eli tutması ve ışığa doğru ilerlemesinin hikayesi ES-ES.

Uras yeni umutların şehrine yol alacaktır. Eskişehir (namıdiğer ES-ES)’e Onun için bütün bu olanlar yeniden doğmaktır. Hele bir de aşık olduğu zaman…

Gençlik dizileri hep hoşuma gitmiştir. Fakat bu dizi kadrosu ve konusu ile farklı ve daha bir çekici geldi. Tabii bunda dizinin ileriki bölümlerinin Eskişehir’de çekilecek olmasınında büyük etkisi var.

Devamını okuyun »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

RSS Aboneliği


Abone ol !!!

  • E-posta adresinizi giriniz:


Duyuru Kutusu

Burs Duyuru Posteri